Araştırma Atölyesi – 2

6 ve 7 Nisan 2019 tarihli ikinci haftasonu atölyesinde, hem mimariye alternatif belgeleme yöntemleri hem de güncel veri görselleştirme yöntemleri ile mimari belgelemenin teorik ve pratik bilgi paylaşımını sağlamak amacıyla Diyarbakır ve çevre illerdeki mimar, mimarlık ve tasarım öğrencileri bir araya geldik.

6 Nisan Cumartesi günü Diyarbakır Suriçi’nde bulunan ve Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin 2015’te vurularak öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare’nin hemen yanındaki Diyarbakır Evi’nde buluşuldu. Bu buluşmada Diyarbakır, Mardin, Ankara, İstanbul, Kocaeli ve Batman gibi illerden gelen mimarlık, kentsel tasarım ve planlama, güzel sanatlar lisans öğrencileriyle birlikte akademisyen, mimar, öğretmen gibi mesleklerden gelen geniş bir katılımcı grubuyla birlikte Belgeleme, Koruma, İnşa konuları Barınma, Miras, Ekoloji kavramları ile ilişkilendirilerek hazırlanan sunumlar katılımcılarla paylaşıldı. 

Günün sabah oturumu, Eray Çaylı’nın “Ekoloji ve Temsil / Temsilin Ekolojisi”başlıklı sunumu ile başladı. Eray Çaylı sunumunda ekoloji teması üzerine bir perspektif sunarak, bunu yöntemsel bir mesele olarak ortaya koydu. Antroposen, iklim değişikliği, çevresel felaket gibi meselelerin toplumsal ve politik muhtevasını temsil değeri olan bazı tarihi belgeler üzerinden de tartışmaya açtı. Bu sunumu takiben Gül Köksal “Ortak Değerleri Koruma ve Yeni Değer Üretimi” başlığı altında koruma pratiği ve değer üretimine dair kuramsal/kavramsal çerçevenin yanı sıra deneyimlerinden doğru aktarımda bulundu. Nesnelerin/şeylerin kullanım ve değişim değerine 20. yüzyıl itibarı dile getirilen tarihi değer, eskilik değeri gibi değerler arasındaki diyalektik ilişkiden, bu ilişkiler üzerine temellenen korumanın kuramsal dönüşüm seyri ve ilgili kurumlarından söz etti. Özellikle 2015 senesinde Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj alanının tampon bölgesi olarak koruma altına alınan Suriçi’nde yaşanan yıkıma dair UNESCO gibi uluslararası kurumlar tarafından sergilen(e)meyen tutum üzerinden katılımcılarla koruma ve miras kavramları ve değer üretimi tartışması yapıldı. Emre Özyetiş ise, 2015 senesinden beri Suriçi’nde yaşanan çatışmalı süreç boyunca yerel, ulusal ve uluslararası kurumların oluşturduğu hasar tespit raporları üzerinden belgeleme ve temsil yöntemlerinin güncel veri işleme ve görselleştirme araçları üzerinden ne şekilde ifade edebileceğini sorunsallaştırdı. Belgeleme ve temsil etme için sahip olunan araçların imkânlarıyla birlikte ne tür kısıtlayıcı ve dayatmacı tarafları olabileceği üzerine fikir yürütüldü.

Öğleden sonraki oturumda, Pınar Aykaç “Kültürel Miras Alanlarının Yorumlanmasında İnsan Odaklı Yaklaşımlar” başlıklı sunumunda kentin kokuları, sesleri ve kenti deneyimlerken hissedilenleri görselleştiren duyu haritaları ve psikocoğrafik haritalar; kültürel belleği oluşturan kent imgeleri ve insanlar için farklı anlamları görselleştiren zihin ve hafıza haritaları ile resmi haritalarda yer almayan bilgi ve verileri haritalamayı amaçlayan karşı-haritalama gibi güncel haritalandırma yöntemleri ve çeşitleri üzerine örnekleri aktararak, insan odaklı koruma pratiklerinde kullanılan araç ve yöntemlerin çeşitlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Sonraki sunuşu Zelal Taştan “Suriçi’nin Sokakları ve Avluları” üzerine yaptı. Zelal Taştan sunumunda, Suriçi’ndeki kent dokusunun çatışmalı süreç boyunca geçirdiği değişim ve dönüşümü kaydettikleri kolektif çalışmaya dair yöntem ve deneyim paylaşımında bulundu. Günün sonunda atölye yürütücüleri ekseninde, araştıran ve araştırılan olma hali, araştırmacının konumu, nesnellik iddiası ve bilgi üretiminin araçsallığı gibi polemikler yaşandı. Bu tartışmalar gece boyunca da devam etti ve devamı geliştirilecek olan yaz okuluna bırakıldı.

Haftasonunun ikinci gününde, 7 Nisan Pazar günü Loading’de tekrar buluşuldu. Bu sefer Diyarbakır’lı iki sanatçı Mehmet Atlı ve Ali Kemal Çınar, yaratıcı üretim pratiklerinin Diyarbakır kenti ile olan ilişkisini sorgulayan ve kendi yaratıcı üretimlerinden derledikleri örneklerle katılımcılara deneyimlerini aktaran iki sunum düzenledi. Aynı zamanda mimar ve akademisyen kimliği de olan Mehmet Atlı’nın 2015’te yayınlanan Hepsi Diyarbakır kitabı üzerinden, bir sanatçı, mimar, akademisyen olmanın ötesinde kentte doğup büyüyen biri olarak Diyarbakır’ı nasıl okuduğunu, kentin kişisel hikayesinde nerelerde ne şekilde varolduğunu anlattı. Sinemacı Ali Kemal Çınar Dolap, Bajar gibi kısa filmleri üzerinden sinemasında mekâna dair girdiği denemeleri paylaşarak sunumuna başladı. İlerleyen tartışmalarda, Ali Kemal Çınar da gerek Diyarbakır’ın gerek film çekme pratiğinin kendisinin üretimlerini ne şekilde etkilediğini sorguladı. Katılımcılarla birlikte, Diyarbakır özelinde yaşanan siyasi ve askeri baskının yaratıcı üretim sürecini ne şekilde kısıtladığı, zorladığı ve bazen de çeşitlendirdiği Ali Kemal Çınar’ın filmleri üzerinden konuşuldu.

Günün sonunda Diyarbakır’ın mevcut koşulları, mekansal kurgu ve ilişki ağlarının tasarım araştırması ve yöntemi için neler ifade edebileceği tartışılırken, 1-10 Temmuz 2019 tarihleri arasında yine Diyarbakır’da düzenlenecek olan yaz okuluna dair katılımcılar değerlendirmelerde bulundu. Amed Kent Atölyesi’nin amaçlarında ifade edilen “araştırmacı” ve “araştırılan” hiyerarşisi dışında bir kentsel araştırma yönteminin kurgulanması, bilgi dolayımıyla kurulan iktidarın müdahalesinin önüne geçerek kullanıcıların eşit bir düzlemde kentsel tasarım, araştırmaya dahil olmaları ilkesinin hayata geçebilmesi için atölye bileşenlerinin sorumlulukları tartışıldı.